14 Mart 2012 Çarşamba

ŞAMPİYONLUK YAKIN! MEŞALEYİ YAKIN!

     GS kadın basketbol takımı 11 Mart 2012 Pazar günü Antakya'da oynanan finalde FB'yi 76-72 yenerek Türkiye kupasını kazandı. Kadın basketbol sezonunun başladığı Ekim ayında gene FB ile Ankara'da oynadığı Cumhurbaşkanlığı kupası maçını da kızlarımız kazanmıştı. 



     Burada oyuna değinmeden önce şu  detayı atlamamak lazım. GS kadın basketbol takımı İpekçi'de oynadığı Fb maçlarında böyle oynayamıyor. Geri dönüş zaten hiç olmuyor. Kızlar daha sahaya çıkarken büyük gerginlikle çıkıyor. Ve bildiğiniz gibi TKBL'nin normal sezon 2 lig maçında da FB'ye yenildi takım. Taraftarın burada oturup düşünmesi gerekiyor. "Neden bu takım Antakya'da, Ankara'da FB'yi yeniyor maç sonuna kadar hırsını sahaya yansıtıyor da İpekçi'de kabulleniyor bunu?" diye. Bence İpekçi'deki GS kadın basket maçlarına gelen (daha doğrusu FB maçı gibi önemli maçlara gelen) taraftardan kaynaklanıyor bu sorun.


     Özellikle Türk oyunculara karşı neredeyse düşmanlık diyeceğim boyutta bir bakış açısı var taraftarın. Misal Bahar airball attı diye salondan ıslıklar homurdanmalar yükseliyor. Bu homurtuları duyan Bahar, bir sonraki atışını yapacaksa da tereddüt ediyor. Ki basketbolda tereddüt iyi bir durum değildir. Oysa aynı taraftar, Erkek Basketbol maçına gittiğinde, Gordon/Shipp smaç kaçırdığında, Jaka airball attığında alkışlarla destek veriyor. Sonra da "hücumun bitmesine 5 saniye varken Işıl neden şut kullanmıyor da Sylvia'ya pas veriyor yahu!!" diye Işıl'ı eleştiriyor. Ki pozisyon sonrası Sylvia'nın  -suç bende- gibilerinden işaretlerini de görmesine rağmen. 

     Oyunu irdelemeden önce şunu belirtmek gerekli. Basketbol takım oyunudur. Tabii ki her maç bazı oyuncular ön plana çıkar. Bu dünyanın her yerinde böyledir. Eğer GS'ın Syl-Dee-Pip ile FB'yi yendiğini düşünüyorsanız o zaman Miami Heat'in LJ-Bosh-Wade ile neden şampiyon olamadığını veya Lakers'ın faal en büyük basketbolcu Kobe ve yanındaki Gasol-Bynum ile Nasıl Dallas'ın şampiyonluğuna izin verdiğini de sorgulamak gerekir. Ama dediğimiz gibi basketbol takım oyunudur. GS'ın aldığı Türkiye kupasında Yasemen-Ayşe dahil herkesin katkısı vardır.



     Misal oyunun son 40 saniyesi oynanıyor maç 72-75 top Tina'ya gelmiş solundan Şaziye akıp gidiyor ama ona topu vermek yerine ısrarla Dee'yi aradığından pas arası yapan Angel topu kapıyor. Orada Angel 3'lüğü atsa maç berabere olacak. Yani önemli bir hata. Ama oraya hiç takılmıyor taraftar(ki bence de doğrusu bu). Hatayı yapan Allah Muhafaza Işıl-Bahar-Şaziye'den biri olsa, hala o pozisyonu konuşuyor olurduk. Oysaki buna takılmamak, oyunun bütününe bakmak lazım. Parça parça bakıldığında her oyuncunun yaptığı yanlışlar görülecektir. Zaten basketbolda bir maçı yanlışsız bitiren oyuncu yok. Önemli olan hataları minimize edebilmek. Misal Pip'i ele alalım. Gerçekten potaya yaptığı direk driplingleri ve isabetli şutu ile hücumda önemli katkı veren biri. Peki savunmada durumu nasıl? Zone yaptığımız anlarda Angel'in Cappie'nin onun olduğu bölgeden kolay şut kullanması veya içeri pas indirebilmesi tesadüf mü? Keşke elde imkan olsa Işıl ile Pip'in bir karışımını yapsak böylece süper bir basketbolcu kazanırdık. Işıl'ın savunması hırsı ve Pip'in driplingleri şutu.

     Maça Işıl-Dee-Şaziye-Tina-Syl 5'iyle başladık Beklenen 5'te buydu zaten. FB ise Birsel-Penny-Angel-Nevriye- Matoviç 5'iyle başladı. GS Pip, Bahar, Melisa rotasyonu ile oynarken FB'de Cappie-Meral-Nevlin bu rotasyona dahil oldular.

     Bir çok taraftar "Işıl ilk Periyot oynadı 12 sayı fark yedik 2. periyot Pip oynadı öne geçtik 6 sayı fark attık. 3. Periyot gene Işıl ile başladık Pip girdi yendik" diyor ama bu büyük yanılgı. Bir kere Pip oyuna girdiğinde 7 sayı gerideydik. Durum 33-26 iken sahadaki 5'imiz Işıl- Pip-Dee-Bahar-Tina idi. Yani geri dönüşte sahadaki yerlilerimiz Işıl ve Bahar idi. Sylvia Şaziye sahada yoktu. 3. Periyotun son 1 dakikasından sonra bu kez 11 sayıdan geri dönüş başlattık. Bu 11 dakikanın büyük bölümünü oynadığımız 5 ise Dee-Şaziye-Bahar-Tina-Syl vardı sahada. Görüldüğü gibi 2 geri dönüşte de sahada olan oyuncular Dee-Bahar ve Tina. Şimdi buradan formal mantık yürütüp- maçın oyuncuları bu üçü- diyebilir miyiz? Tabii ki de diyemeyiz. Ama şunu görmemiz gerekiyor, basketbolda her şey istatistik üzerine kurulu değildir. Bahar oyunun hücum yanında yoktu ama oyunda olduğu sürelerde rakip takımın da hücumda olmamasını sağladı. Üstelik bu kız 3 numara değil.  Misal Alba sözleşmesine -kesinlikle 4 numara oynamam- diye madde koyduruyor. Ama Bahar Türk kızı öyle bir söylemi olmaz, tamamı ile takımın başarısı için elinden geldiğince oynamakta. Basketbolu bilenler iyi bilecektir 3 numara ile 4 numara oyunları arasında büyük hız ve güç farkları vardır. Misal Erkek basketbolda Shumpert artık 3 numara için yavaş 4 numara içinse güçsüz kalıyor. Özellikle EL ve ligdeki güçlü takımlarla oynanan maçlarda bunun sıkıntısını yaşadık. İşte Bahar da bu maçta bunun sıkıntısını yaşadı. Savunma anlamında nispeten  genelde zone savunma yaptığımızdan pozisyon bilgisi ile bunu telafi etti. ama hücumda yeterli olamadı. Oysa sezon başı oynanan kupa maçında 3 numarada Alba 4 numarada Bahar oynadığından Bahar çok verimli olmuştu. Çünkü bir 4 numaraya göre hızlı olduğundan Nevriye'ye karşı üstünlük kurdu bolca sayı buldu. Savunma da da zone yaptığımızdan Tina ile iyi savundu Nevriye'yi ve maçın yıldızı oldu. Yani o maçtan bu yana Bahar'da değişen bir durum yok. Sorun, pozisyonunun değişmesi ve onu savunanın Angel , onun savunduğunun Angel olması. O Angel ki aşırı hızlı ayakları sayesinde WNBA'de de durdurulabilen bir oyuncu değil. En fazla yavaşlatılabiliyor. Ki Tina bunu yapamamıştı son maçta ama Bahar bu maçta bunu başardı.

     Şimdi bizim taraftara sorsak Bahar ne oynadı ki den başlayıp Airball attıdan devam edip basketbolu bilmiyordan çıkar. Ama ana resme bütün bakıldığında durum öyle değil. 

     Işıl kötü oynadı deniyor. Işıl'ın savunduğu oyuncuya bakıyoruz Birsel.2/7 şut isabeti ile 6 sayı atmış. Bunun birisi Şaziyenin kaptırdığı topta Fast Break'den 2lik,  biri sayıya giderken Işıl'ın yaptığı faul sonrası 1/2 isabetle faulden sayı. Diğer 3 sayısını ise Işıl oyunda yokken Pip'in savunmasında dip çizgiden attığı üçlük. Başarısız mı Işıl? Evet bence de daha iyi olmalı. Işıl, çünkü 3 sene önce maç başı en az 10 sayı atan, skorerde bir oyuncu idi. Son maçtaysa 0/6 ile oynamış. Bunların biri kaptığı topta yaptığı dripling sonucu kaçırdığı turnike, biri stop jupshot, 1 boş üçlük diğer 3 'ü ise hücum sona ererken elinde kalan top sonrası atmak zorunda kaldığı şutlar. Kendisi için çizilmiş bir tek oyun bile yok Işıl'ın. Maç içinde Işıl'ın sayı bulması için yegane koşul, Syl-Tina için içeriye gömülen rakip sonrası, üç sayı çizgisinin gerisinde elinde topun patlaması. Oralardan isabeti buldu buldu. Bir de faul hakkı dolan rakip, sonrasında Işıl'a faul yaparsa Serbest atışlardan bulabilir. Ama Sayı dışında Ribaunt Asist Top Çalma istatistiklerine bakarsanız hepsinde her zaman katkı veren bir Işıl göreceksiniz. Nitekim bu maçın da 4 asistle en çok asist yapan oyuncusu idi Kaptan.

     Ben artık yerlilerden sayı katkısı beklemeyi kestim. Bunun 2 sebebi var. 1- Dünyanın her takımında skoru zaten özellikle Amerikalılar sağlıyor. Bu yüzden EL'e kıtadışı sınırı getirildi. UMMC'ye bakın orada da sayıyı Stepanova Leuchanka değil Nolan Gruda bulmakta. Bu yüzden de bazıları 2-3'e oynarken bazıları 7-8'e oynamakta. Bunun için o paralar veriliyor bu oyunculara. 2- Bizim oyuncularımıza oyun çizen hoca görmek nasip olmadı bana hiç. Ki Ceyhun hoca geldi geleli takıma kazandırılan yerlilerin hiç birinden sayı katkısı alamamamız rastlantı olamaz diye düşünüyorum. Melisa GS'a sayı kralı olarak geldi. Gülşah maç başına 10 sayıyı rahat buluyordu. Şaziye'yi hiç bilmeyen, en azından son avrupa şampiyonasında milli Takımın sayı makinası olarak hatırlıyordur. Ceyda GS'a geldi hiç sayı atamadan bir devrede gönderildi. Kocaeli'nde attığı sayıyı GS'da atamadı, gitti samsunda gene atmaya devam etti. Yani genel olarak Ceyhun hocanın elinde hiç bir yerli sayı atamıyor. Işıl'ın Bahar'ın sayı atmamasına şaşırmıyorum ama Şaziye ve Melisa'nın atamaması beni çok şaşırtıyor. Hatta bakın Şaziye'nin istatistiklerine, sezon içinde bir maçta 3 şut kullandığı maç sayısı bile çok azdır. 

     Sonuç olarak GS kadın basket takımının sahaya çıkan oyuncularında sorun olduğunu düşünmüyorum. F8 EL finallerinde, GS taraftarına düşen görev, takımını kayıtsız şartsız desteklemektir. "F8 finallerine gelecek misin" diye sorduklarım, "Bu takım için mi gideceğim maçlara!" diyor. Ne zamandan beri taraftar, sahibi olduğu o tribünlere, takımın durumuna göre gidiyor? Taraftarın görevi her şart ve koşulda o salonda yer almaktır. Ki bileceğiniz gibi ülke tarihinde 4'lü veya8'li finalde oynayan takım çok az. Kadın baskette benim hatırladığım, yıllar önce GS oynamıştı sadece bir kez. Bu yüzden 28Mart-1Nisan aralığında salonda olacağız. Hatta 31 Martta F8 maçı yok ama Erkek basketbolda BJK maçı var ve gene salonda olacağız. O 4 gün İpekçi'yi evimiz bileceğiz ve 9 Nisan 2009'da Ayhan Şahenk'de yaptığımızı bu kez İpekçi'de yapacağız. Türkiye'ye gelen o kupanın geri gitmesine izin vermeyeceğiz. 



     Bu kızlar 16 Ekim 2011'de Ankara'da Cumhurbaşkanlığı kupasını alarak bize ses verdi duymadık. 11 Mart 2012'de Antakya'da Türkiye Kupasını aldı, ışık verdi, görmedik 1 Nisan için artık görmedik-duymadık demeye hakkımız yok. Yeri gelecek onlar bize gaz verecek, yeri gelecek biz onları arkadan itekleyeceğiz ama "son topa kadar" mottosuyla sonuna kadar onların arkasında olacağız.O kupayı alacağız. Ve tüm branşlarımız içinde, taraftara en yakın duran bu takımla beraber o kupayı kutlayacağız. Önümüzdeki 40 gün içinde EL ve Lig Şampiyonu belli olacak. Şu 40 gün sadece takıma desteğe odaklanalım. Ondan sonra isteyen istediği gibi eleştirisini yapar Oyuncu,Yönetici, Teknik-İdarî kadroya. İstediğini istemediğini   yüzlerine söyler, forumlarda anlatır hatta gerekirse kulübe mail atar kendince eleştirilerini yapar. Ama şu 40 gün Futbol ve Kadın basketbolda önemli zamanlar. Sadece desteğin, taraf olmanın zamanı. Futbolda şampiyonluğa yürüyen takımımızı Sivasda karşılayanlar, çok güzel özetlemişlerdi durumu.

ŞAMPİYONLUK YAKIN! MEŞALEYİ YAKIN!