27 Ağustos 2012 Pazartesi

GS basketbol kaos şubesi


     GS basketbolunda bilindiği gibi yeni yapılanmaya gidildi. Malzemeci Hasan bile gönderildi. Ali Türsan Murat Tümer gibi şube menagerleri gönderildi. Basketbolun başına  Murat Özyer getirildi.  Peki Murat Özyer hangi vasıfla oraya getirildi? Lütfi Arıboğan-Ülker yapılanmasının uzantılarından olan Murat Özyer'in ne gibi tecrübeleri var idari anlamda? Kaos'a katkı :)

     Murat Özyer'in Koordinatörlük anlamında herhangi bir birikimi yok, bilgisi yok. Bakkal versen eline yüzüne bulaştırır. E o zaman oraya onu getirenlere, orada kalmasını sağlamaları için yanaşmayı tercih ediyor. Kombine peşkeşini ilk öncelik olarak ele almasının nedeni bu olsa gerek

     Bench arkası başta olmak üzere saha içinde olan, duruma göre muhalif olabilecek ama önceliği GS olan sevdalıları oradan kaldırıp birilerine peşkeş çekme görevini icra etmeyi tercih edecektir. Baskı yapılmazsa bunu rahatça da yerine getirir. Ama unuttuğu bir şey var. Ben 1000 TL'de olsa o kombineyi alırım ve o saatten itibaren taraftar gibi değil müşteri gibi davranırım. Geçen sene kulüp çalışanlarının işleyiş anlamında bana yaptığı terbiyesizlikleri söz konusu GS diye sineye çekmiştim. Bu sene çekmem. EL'e bile kalamayan takımın kombine rakamlarını %333lerde arttırmak zeka işidir, Alemin tek akıllısı kendini sanmasın Murat Özyer. Buyursun yapsın bakalım 1000 TL. 

     Bench Arkası saha içi tribününü de tribünden giriş yapacaklarmış. Böyle planlıyorlar. 1000 TL veren adamı tribünden mi almayı düşünüyor? Dediğim gibi bakkal idare edemeyecek adamı koordinatör olarak atarsan Ahmet Cömertte oynuyormuş gibi yapılanmaya gider. Kombine satışını dikkatle takip edeceğiz. Sonrasında basketbol şubesinde harcanan paraları, İlkan Karaman olayından edilen 1 milyon zararın hesabını soracağız. GS'ın sadece cemiyetten oluştuğunu sanan bazı beyinler mevcut sanırım. Ara ara hatırlatmak da fayda var.

     Normal bir durumda  Murat Özyer'in çoktan istifa etmesi gerekirdi. Gerçi normal bir durumda karı kocayı aynı departmanda çalıştırmak mümkün olmazdı. Murat Özyer'i severim iyi bir GS'lıdır. Basketbol'u da benden iyi biliyordur kuşkusuz. Ama twitter adresi bile "Coach" olan bir adamı koordinatör olarak atıyorsan ondan GS'lılık ve Basketbol dışında bir şeyler beklemek hakkımız. E Murat Özyer'in bu kabiliyeti var mı? 

    1,5- 2 ay önce twitterdan Murat Özyer'e sordum. "Erkek ve Kadın basket takımlarımızın menagerleri kim? Her transferi, idari işleri siz mi hallediyorsunuz? Böyle başıboşluk mu olur?" diye. Yanıt tabii ki gelmedi. Benim 45gün önce sorduğum soruyu dikkate alsa erkek-kadın takımlarına menager atansa, en basiti bu İlkan olayı olmazdı. Ann Wauters konusunda ne yapılacaksa çoktan yapılırdı. Yapılmadığı noktada hesap sorardı. Hala Erkek takımının menageri kim belli değil. Kadın takımı için Canan hanım gelecek deniyor. Artık efsaneye dönüştü, ne olduğu belli değil. Şubede yıllar sonra para var, üstelik Koray Mincinözlü veya Yiğit Şardan'ın eli de artık şubede değil diye sevinirken nur topu gibi bir Koray'ımız oldu. 

     Öte yandan kadın basket takımının başına getirileek olan Canan hanım'ın bu işi kotaracağı da ayrı muallak. Ekrem Memnun bit pazarı sevdalısı gibi.. Kendisi zamanında (ki 10 seneden fazla oldu o "kendi zamanı") Takımda kadroda olanları topluyor. Derya gelsin soyunma odasında benim yerime konuşacak bir "kadın" olsun! Canan gelsin bana karışmaz. Şebnem Kimyacıoğlu gelsin! Eee? Clarissa'yı da aramak lazım "var mı basketbolla alakan, Ekrem hoca memnun olsun" diyip.

     Garip bir feodal denge oturtuluyor GS basketbol şubesinde. Şu şubeyi bildim bileli zaten birilerinin çiftliği, sittim baba tekkesi gibidir. Hep birilerinin feodal bağlarını güçlendirmek için kullanılmıştır. Ondan sonra GS basketbolda neden böyle diye sorar durur taraftar  birbirine. Sebep gayet belli. Takım elbise giyince yönetim kabiliyeti olacağını düşünen/düşündüğün adamları şubeye toplarsın. Sonuç? Rezervasyon bile yapamazsın oyuncuları yollarda telef edersin. Lobi yapamazsın, EL'e garip takımlar katılabilir, İspanyollar 5 takımla katılır sen lige ismini veren sponsora da sahip olmana rağmen baskı mekanizması oluşturulmasını sağlayamazsın ön ayak olamazsın. Sponsorluk mağlubiyetlerini başkana zafer diye anlatırsın. Takımların garip formalarla çıkar. Forma sponsoru bulamazsın eski formaların reklamlarına bant çekersin. Sonrasında yürü be GS!!! Şu taraftarın masumiyetine sahip olmalarını beklemiyorum ama ceplerine koydukları o paralar çoluklarının çocuklarının boğazından helal lokma olarak geçmesini istiyorlarsa işlerini yapsınlar. O zamana kadar da ben verdiğim her kuruşu haram ediyorum! GS'dan yana tek beklentimiz Galatasaray ismine yakışır mücadele, yakışır kurumsal yapı. "Ümidin var mı?" diye soruyorsanız ne yazık ki gene yok. Ve bıktım artık her sezon  aynı sorunları anlatmaktan. Ben her sene bunları diyorum, kendimi yeniliyorum diye rahatsızım ama bunları her sene yineleyenler rahat:( 

16 Ağustos 2012 Perşembe

Çilek hakkında

     GS'da malum Çilek söylemleri başkanın meşhur LigTV röportajından beri herkesin diline pelesenk oldu. Futbol literatürümüze "Timsaha gelmek" deyimi sonrası, yeni bir deyim daha katılmış oldu. Oysa GS'da çilek olarak tabir edilen futbolcu transferi için mayıs ayından beri yoğun bir çaba vardı. Twitter ortamında genel olarak keyif almak için girdiğimden ve geyik yaptığımdan orada bunu sesli olarak dillendirmesem de transfer sezonunun en azından GS için sonuna geldiğimiz bugünlerde, Çilek olayı ile ilgili bir kaç ciddi kelâm etmek ve bildiklerimi anlatmak istedim. Sanırım en doğru yer de burası olsa gerek.

     Öncelikle çilek olarak golcü transferi yapılacaktı. Başkan bu anlamda bir kaç isimi istediğini Fatih hocaya belirtse de bunların büyük çoğunluğu, Fatih Hoca tarafından kabul edilmedi. Misal gene aynı günlerde Dirk Kuyt da GS'a menagerler tarafından teklif edildi ama kabul görmedi. Alınacak golcü için Adebayor ve Dzeko ile ilgilenildi. Ciddi de mesafe de kat edildi. Bu arada Milan'ın içinde bulunduğu durum dolayısıyla Pato ismi de konuşuldu ama bu esnada Burak transferinde gelişmelerin olumlu yönde seyretmesi ilk önceliğimiz olan Dzeko transferi için beklemeye geçmemize neden oldu. Eğer Burak alınmasaydı büyük ihtimalle kulübümüzün taraftara armağanı Dzeko olacaktı. Burak transferi bitmemiş olmasına rağmen artık iş o boyuta gelince, takıma yaratıcı oyuncu alınması görüşü ağır bastı. Gene Terim'İn görüşü alınarak Kaka için R.Madrid ile temasa geçildi.

     Bu temas o kadar ciddi boyuttaydı ki bunun için Kaka'nın sağlık raporları dahi kulübe getirildi, incelettirildi. Sonuçta sakatlık konusunda oldukça kabarık bir dosyası olan bir oyuncu Kaka. Bu raporlarda önemli bir durum olmadığı görülünce Real Madrid ile görüşmeler başladı. 

     Burada bir ayrac koymak gerekiyor. Büyük takımların her zaman büyük hocalarla çalışmasını istemiş ve bunu yüksek sesle de dile getirmişimdir. Bunun bir çok sebebi vardır ama Kaka gibi transferlerde bu daha çok belli olur. Misal hocamız Aykut Kocaman olsa Mourinho ile ne konuşacaktı? Nasıl ondan referans alacaktı ve transerde kolaylık yapılmasını sağlayacaktı GS?  F.Terim ikili ilişkilerini bu anlamda kullandı. Şu an J.Mourinho Kaka'ya "GS'a git" telkininde bulunuyorsa, bunun en büyük müsebbibi Terimdir.(I Love you Hocam)

     Sonuç olarak,  artık medyaya düştüğü şekilde Kaka'nın menageri İstanbula gelecek, bir süre kalıp görüşmeleri yapacak. Kasımpaşa maçına gelip stadı ve seyirciyi de görecek. Bunların hepsi Kaka için önemli olacak kriterlerdir diye düşünüyorum. Sonuçta  Katar gibi gözüken bir imajımız var. Ama gerek Melo gerekse Taffarel sayesinde Kaka'ya telkinlerde bulunulacaktır. Kaka'nın İstanbul'a gelmesi durumunda eşyalarını almaya bile gitmeyip direk antrenmanlara başlayacak kadar GS'ı ve camiasını seveceğine inanıyorum. Benim açımdan Kaka'nın bu saatten sonra GS'a, -en azından 1 sezonluk kiralık- gelmemesi için hiç bir neden yok. Umarım düşündüğüm gibi olur her şey