12 Eylül 2010 Pazar

Dağ Başını Duman Almış!!!

     Basketbol Erkek milli takımımızın  Dünya Kupası finalini oynayacağı bugün, spor anlamında konuşulacak başka bir konuya girmek, direk önem taşımayacaktır sanırım. Oysaki spor gündemimiz oldukça yoğundu. Barcelona'nın sistemi artık takımlar tarafından çözülüyor mu diyeneler var. Fenerbahçe için "Kocaman" lı espriler, Beşiktaş'ın 4 gollü galibiyeti, GS'da tüm yabancıların hazır hale gelmesi. Arda'nın sakatlığı ve Sırbistan maçındaki görüntüleri :)



     Gene de Gündem öncelikle Türkiye-ABD maçı olacaktır hepimiz için. Türk basketbol tarihini geçtim, Türk spor tarihi için en önemli başarıyı yaşamak için, önümüzde sayılı saatler var. Bu maçı irdelemeden önce Sırbistan maçını değerlendirmek lazım.

     Sırbistan maçında seyircimizin de desteği ile kolay kazanacağımızı düşünenlerin sayısı oldukça fazlaydı. Ki bende onların arasındaydım. Burada unuttuğumuz  bazı doneler mevcut. Öncelikle Sırp basketbolcuların bu tarz bir atmosfere hazırlıklı oldukları ve buna benzer atmosferlerde bir çok defa maç yaptıklarını biraz unuttuk gibi. Malum Partizan'ın, Kızılyıldız'ın maçlarında da  bu tarz atmosferleri sık sık görmekteyiz. Bu yüzden maçın başında şaşıracak dediğimiz Sırplar, gayet rahat gözüktüler maçın başında. Aslında rahat olmadıkları, maçın henüz 2. dakikasında Teodosic'in kendi seyircisine dönüp "bağırın" anlamında el hareketi yapmasından belliydi. Gene de bunun üstesindne gelmeyi bildiler ilk başlarda. Ama zaman geçtikçe (Anonscunun da etkisi ile) seyircinin  devam eden baskısı, Sırp basketbolcuların sinirlerinde  tahribat yaratmaya başladı.Buna göğüs gerseler de maçın sonunda, dengesiz atışlar kullanmaları,  birden fazla yaptıkları aşırı sert fauller ve Kerem sayıya giderken bıraktıkları koridor, hep bu stresin etkisi idi. 


     Kerem'in sayısından sonra kalan 0.5 saniye hepimiz için uzun saatlerdi. Hele NTV'nin o esnada reklama girmesi dahada geriyordu bünyeleri. Maçın başından itibaren, takımımız Sırpları hr yakaladığında aynı pozisyonda bekliyordum. 2 üçlük yiyince de gene normale dönüyordum. Ama Kerem'in sayıyı attığında maçın bitmediğini ne yazıkki farkettim ve bu yüzden de  sayıdan sonra geçen zamanlar, mola süresi, saatin onarılması ve o geçen 0.5 saniye süresince aynı pozisyonda durmaktan dizlerimi tahrip ettim:) 0.5 saniye kala, Sırplar topu oyuan sokarken, bizim onun önüne oyuncu koymamamızı bana anlatabilecek biri yok diye düşünüyorum. Bu tarz pozisyonları NBA maçlarında en az 100 kez gördüm. Oradaki hiç bir hocanın akıl edemediğini mi denedi Tanjevic? Bence  oraya o an için Oğuz gibi iri yarı, uzun ve topu atacağı yeri kapatabilecek bir oyuncu ile durmalı ve rahat  şekilde top oyuna sokmasını engellemeliydik. Zaten 0.5 saniye kaldığına göre topu tutma zamanı yok, direk tiklemeleri gerekiyordu. O zaman 3 sayı bölgesinde oyuncu tutmamıza da gerek yoktu. Büyük bir hata yaptı kenar yönetim ama Semih herkesi kurtardı. Yoksa bugün -o adamın önünde Sinan Oğuz gibi biri nedne konmadı- yı tartışıyor olacaktık.
     Seyirci konusunda daha önce yazdığım " Yazıklar olsun Demirel!!! Yazıklar olsun NTV!!" yazımda da belirtmiştim. Bu takım hiç geriye düşmedi. Geriye düştüğünde takıma ateş verecek seyirci yani taraftar lazımdı bu takıma. Ama anonscunun  tezahuratları olmasa, seyircinin sesi çıkmayacaktı tribünde. Tekrar diyorum "Turgay Demirel, parayı tercih etti taraftar yerine seyirciyi tribünlere çekti". En azından bir tribünün tamamı seyirciye ayrılsaydı çok iyi olurdu. Çünkü basketbol gibi sporlarda sahaya en yakın tribünlerin verdiği enerji,  her zaman çok iyi olur. Bizde ise sahaya yakın olan tribünlerin tamamı basketbol oynamış veya oynayan kişiler ve TBF'nin  yakiinlerine gitti. Üstten gelen ses ne kadar çok olsa da sahaya aynı enerjiyi veremedi. 

     Slovenya maçında Demirel federasyonu Çarşıya 500 bilet vermiş. Maç öncesi  hatta maçta Beşiktaş tezahuratlarını dinledik. Yahu Turgay Demirel, sen hangi ülkenin basketbol federasyonu başkanısın? Sen hiç gördünmü Beşiktaş seyircisini basketbol maçlarında? Bu ülkenin basketbol anlamında en iyi 1. 2. 3. seyircileri GS seyircisidir. Bunu bilmiyormusun? Ne Beşiktaş'ı ne çarşısı? Sen bu ülkenin federasyon başkanı olsan bunu bilirdin. Ama GS maçlarına gelmemek için elinden geleni yapıyorsun, bu yüzden de bilemiyorsun bunları. Bu günkü maçta da bir bilete 1500 TL veren adamlar, tribündeki yerlerini alacak. Görecez o adamları maçın kilit anlarında, heyecandan ses çıkaramadan,  elleri suratlarında seyrettikleri maçı. Gerçekten artık bu konuda diyecek bir şey yok. Sonuna geldik hayırlısı ile. Sonu da beklediğimiz gibi olsa da gene de Turgay Demirel'in gitmesi lazım Türk Basketbolundan. 

     Amerika maçına gelirsek. Amerikalı oyuncular, Sırplar gibi değil. Onları bu seyirci çok etkileyecektir. Şu an antrenmanlarında,  daha çok seyirciyi nasıl ekarte edeceklerinin planını yapıyorlardır. Büyük ihtimalle Amerika maça çok hızlı ve agresif başlayacak. Maçın başından maçı koparıp, seyirciyi susturmak isteyeceklerdir. Bunun içinde sık sık smaça başvuracaklardır. Milli takımımızın kesinlikle oyunu yavaşlatması ve ağır ağır oynaması gerekli. Dün Litvanya,  Amerika'ya uyup koş-koş basketbolu oynamak istedi ve  maça dahil olamadı. Amerikalı oyuncuların atletik olduğu artık herkesin dilinde. O zaman oyunu yavaşlatarak, onların atletik özelliklerini önemsiz kılmalıyız. Pota altında etkileri az olduğundan hücum ribauntlarını kovalamalıyız. Dripling yapmaya çalışmaktan ziyade pas kanallarını geliştirmeliyiz. Topu hep içeri atmalı oradan sayı bulmalıyız. Pota altından bulacağımız her sayı ayrıca basket faul olarak da bize geri dönebilir. 

     Maç için tahminim, İlk periyot Amerika 5-6 sayı öne geçebilir. 2. periyotta durum dengelenmeye başlasa da 3-4 sayı farkla geride gireriz. Ama 3. periyot bizim  için maçın resmen başladığı anlar olur. Öne geçeriz 3. periyot. 4. periyotta ise öne geçtiğimiz için açılan seyirci, ağırlığını sahaya koyar. Amerika, panik atışlarına başlar. Eğer bunlardan ilk bir kaçını kaçırırlarsa, "dağ başını duman almış" diyerek inletiriz tribünleri ve tüm ülkeyi.

      Bir konuya da değinmeden geçemeyeceğim. Dünya şampiyonasının sponsoru göya Beko. Beko ne üretiyor TV ve elektronik eşya. Ama Sinan Erdem Spor Salonunun oraya, bir Dev Ekran koymayı düşünmüyorlar veya beceremiyorlar. Oysa sponsor, detarjan firması olsa bile koyardı o Dev Ekranı o salonun dışına. Ve halkın takımını bağırına basmasını sağlardı. 

     Bu konu ile ilgili bir sonraki yazım, umarım Şampiyonluk ve kutlamaları ile ilgili olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder