6 Eylül 2010 Pazartesi

Yazıklar olsun Demirel!!! Yazıklar olsun NTV!!!

     Anlaşılan o ki Basketbol federasyonumuz FIBA 2010'da para kazanmayı tercih etmiş. Turnuva başlarken -Ne de olsa bir şey yapamayız bari para kazanalım- demiş. Tribünde taraftar değil seyirci var. Hele sahaya en yakın olan bölgede oturanlar "ben bilmemkimin davetlisiyim, kıçım başım oynarken yakalanmıyayım" modunda ne alkış ne ıslık yaptılar. Üst katlar desen sadece "Türkiye Türkiye" dediler. Son periyot bir de 3 lü çekme denemeleri oldu. Oysa yapılacak bir sürü tezahurat var. Hele maç kopmuş artık boşverin maçı, söyleyin dağbaşını duman almışı koyversin gitsin. Nerdeeee Demirel seyircisini bulmuş. Bundan daha iyisi olması için anonscunun arada gaz vermesi lazım ama hiç bir zaman iyi olamayacak. Ankara'dakiler basketbolla alakalı seyirci olmadığından, anonscu ne derse yaptılar, ıslık başta olmak üzere. Ama İstanbulda maça gelenler, hem bağırmayı bilmedikleri gibi ayrıca ukalalıkları da had safhadadır, anonscuyu sallamazlar. Hepsi koltuk gördüler mi kendilerini lord ve leydi sanıyorlar. Su-yiyecek satanlara bile bir kibarlık bir kibarlık koy ver gitsin. Bilinmesi gereken bir konu var. Türkiye daha hiç kriz anını yaşamadı. Kriz anında taraftara ihtiyaç duyacak oyuncular,  kafaları tribüne dönecek en azından kulakları. O tribünler ise o enerjiyi sahaya akıtamayacak. Bağırmak isteseler, iyi niyetle bir şeyler yapmak isteseler de onları yönlendirecek kriz anında hem tribüne hem seyirciye o ara gazını verecek taraftar yok o koltuklarda. Yazıklar olsun Demirel. Kurtulamadı bu camia senden. Fransa maçında Ender Arslan'ın faul atışını kaçırdığında o tribünlerden gelen tepkiyi duydu mu acaba? Düşündü mü daha olumsuz bir tablo olduğunda bu seyircinin maça etki edemeyeceğini? Bir ülkenin Dünya şampiyonu olma ihtimalini 3 kuruşa peşkeş çekmeyi tercih ettiğini anlayacak mı acaba? Ya federasyon delegeleri?

     Şu an işler iyi gittiği için kimse bunlara değinmeyecek. İşler karıştığında, gazetelerin başlıklarını görür gibiyim. Bu arada -gazetelerin başlıkları- dediğime bakmayın. Bu ülkede spor gazeteciliğinin öleli yıllar oldu. Bu yüzden fazla tepki olmayacaktır. Doğru söyleyebilecek potansiyeli olanları, zaten federasyon başkanı TV'lerden uzak tutmaya çalıştı ve başardı.


     Maçların anlatımına gelecek olursak, basketbol ile alakası olan hemen herkes Murat Murathanoğlu'nu bilir. Resmen onun sesi ile büyüdük, tv başında maç izlerken. Bir çok maçı, o heyecanı ile bize direk yansıttı ve yaşattı. Ama artık "stop" deme zamanının geldiğini düşünüyorum. Çin maçında İhsan Bayülgen inceden bir ayar verdi kendisine "Murat izin ver de yorumcu benim. Sen maçı anlat ben yorumumu yapayım" dedi ama daha sonra bu lafından dolayı üzülmüş olsa gerek ki Murat Murathanoğlu'nun 15 saniye içinde yaptığı iki görüş için de "senin de dediğin gibi" diye başlayarak konuyu bitirdi. Ama bu gözler artık kesinlikle Kaan Kural'ı orada görmek isterdi.


     Hadi haklısınız, diyelim İhsan Bayülgen de yorum konusunda oldukça iyi (ki bu görüşe katılırım). Kendisi NTV'nin de kadrosunda yer alan bir basketbol adamı. Ama NBA maçlarını da veren NTV'de bu maçı anlatacak bir adam bulunamadı da mı Murat Murathanoğlu getirildi?  Futbolda bir daha bir uluslararası kupa da yer alırsak o zaman Halit Kıvanç'ı mı getirecekler anlatmaya? Sebebi bumudur sadece yani?


     Artık bıktım TV'ye göre konum alan federasyon başkanlarından ve federasyon başkanına göre konum alan kanallardan. NTV'ye gene yazıklar olsun ki kadrosunda bir çok maç anlatacak adamı barındırıyor olmasına rağmen, Federasyonun baskısı ve/veya federasyon ile iyi geçinmek için onların istediği Murat Murathanoğluna maç anlattırıp, Federasyonun veto ettiği Kaan Kural'ı, stüdyodaki programlara bile çıkartamayarak bir rezilliğe daha imza attıkları için.


     Tamamı ile korkakların hüküm sürdüğü bir süreç yaşıyoruz. Bu ülkede bir bakın bakalım, gazete sütunlarında, köşelerinde, basketbol ile ilgili köşe açan, yorum yapan kaç kişi var? Ben size 2 sini söyliyeyim. Bilgin Gökberk ve Kaan Kural ve ikisine karşı da TBF tavırlı bir duruş sergiliyor. Bu ülkede sık sık basketbolu yazan adam olan Bilgin Gökberk'in bu şampiyonaya akredite olması bile, ali cengiz oyunları ile engellenmiş durumda. Seversiniz-sevmezsiniz bilemem ama basketbol yazan sınırlı sayıdaki adamlardan Bilgin Gökberk'i  şampiyonaya gelmemesi için oyunlara giriyorsanız korkuyorsunuz demektir. Evet korkuyorsunuz demektir. Korkaksın başkan korkaksın. Kaan Kural'ları Bilgin Gökberk'leri oralardan uzak tutarak rahatlayacağını düşünemezsin. Karşında sindirdiğin sünepe bir basın olabilir ama her zaman dimdik ayakta duran bir basketsever topluluğu var. Onlar senin karşında durmayı bilecektir her zaman. Yanına aldığın gene senin gibi korkak NTV yönetimine rağmen, hatta rağmenlere rağmen, bu insanlar kanmayacaklar bunlara. Bu yüzden tekrar söylüyorum. Yazıklar olsun Demirel!!! Yazıklar olsun NTV!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder